15363,21%-1,48
43,29% 0,06
50,84% 0,18
6777,70% 2,42
11028,83% 3,14
ANKARA / BHA
Ruhsatsız yapı sahiplerinin gerçekleştirdiği yürüyüşün geç kalmış bir yürüyüş olduğunu vurgulayan Kaçar, vatandaşların yıllar öncesinde doğa koruma mücadelesi verenlerle birlikte yürüyerek, yerel halkın turizm pastasından adil şekilde pay almasını sağlayacak düzenlemeleri de kapsayan Turizm Amaçlı Koruma İmar Planı’nın bir an önce hazırlanması ve hayata geçirilmesi için daha güçlü bir ortak irade ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Kaçar’ın Çay TV’deki Ankara Kulisi programında yaptığı açıklama şöyle;

Fırtına Vadisinin gerçek sahipleri turizm pastasından pay almalı; Yerel İşletmeleri Koruyan Turizm Amaçlı İmar Planı Hemen Şimdi Yapılmalı
Fırtına Vadisi’nde ruhsatsız yapıları yıkılmasın diye yapılan yürüyüş, ne yazık ki geç kalınmış bir yürüyüş gibi görünüyor.
Çünkü bu bölgeyi gerçekten korumak isteyenlerin mücadelesi yıllar önce başlamıştı.
O gün, “betonlaşma olmasın, doğa bozulmasın, gelişi güzel yapılaşma olmasın” diye yürüyenlerle birlikte daha güçlü bir ses çıkarılabilseydi; bugün tartıştığımız meseleler çoktan planlı bir zemine oturtulmuş olurdu.
Elbette kimse yerel halkın turizmden gelir elde etmesine karşı değil. Tam tersine, Fırtına Vadisi’nin gerçek sahibi olan insanlar bu pastadan pay almalı. Ama bu pay, doğayı tahrip eden, dere yatağına taşan, heyelan riskini büyüten, gelişigüzel bir yapılaşmayla değil; akılcı ve adil bir turizm anlayışıyla sağlanmalı.
Bu noktada çözüm nettir: Fırtına Vadisi için turizm amaçlı imar planı gecikmeden yapılmalıdır. Yerel işletmelerin önünü açan, çevreyi koruyan, bölgeyi geleceğe taşıyan bir plan…
Dere yatağında, heyelan bölgesinde, can ve mal güvenliğini tehdit eden yapılar ise hiçbir tartışmaya yer bırakmadan acilen yıkılmalıdır. Ancak güvenli alanda kalan, bölge halkının emeğiyle ayakta duran işletmeler için de hakkaniyetli bir çözüm üretilmelidir.
Bugün yapılması gereken; yalnızca yıkıma karşı çıkmak değil, koruma–gelişim–turizm dengesini kuracak planlar için daha büyük bir toplumsal irade ortaya koymaktır. Çünkü Fırtına Vadisi, ancak planlı korunursa yaşar…
Yerel insanımız da ancak doğa ayakta kalırsa kazanır.